15703,40%-1,93
44,06% 0,17
51,19% 0,04
7301,06% 1,68
11854,23% 0,00
Adıyaman Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ezgi Kovancı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu.
"Sadece 14 Kadın Rektör Var"
Kovancı, Türkiye'de üniversitelerde kadın rektör sayısının azlığına ve bunun nedenlerine değinerek şunları söyledi;
"Bunu sayısal olarak bir panelde göstermiştim 200 küsur tane üniversitenin içerisinde sadece 14 tane kadın rektör var. İşte bu tamamen söylediğim cam tavan engellerinden kaynaklı. Bir de engelleyemediğimiz klasik düşünceler var. Kadın evlenir, çocuk yapar, çocuğuna bakmak zorundadır, aile hayatını yürütmek zorundadır gibi. Akademilere girişte yapılan sözlü mülakatlarda evli misin çocuğun var mı sorusuyla karşılaşabiliyoruz. Maalesef şöyle bir algı oluşmuş bir kişi evliyse eşi varsa, çocuğu varsa bu iş yaşamını başarılı bir şekilde yürütemez. İşte doğumu olacak dokuz ay mesela işten kopuş süreci olacak. Doğum yapacak ondan sonra çocuğa bakmak için belli bir süre gerekecek. Bunların hepsinin kadınları iş yaşamından geriye düşürecek faktörler olduğu düşünüldü için kadınlar genelde geri planda tutuluyor. Kadınlar akademide sayıca fazla olabilir kadın lisans öğrenci sayısında da artış var. Ama devamlılık üstü düzey pozisyonlarda yer almak, üst düzey yöneticilik, karar alma mekanizmalarında yer alma noktasında maalesef kadınlar dünya genelinde de Türkiye'de de hala geri sıralarda.

"Kadınların İş Hayatında Yaşadığı En Büyük Sorun Zaten Cam Tavan Engeli"
Kadınların iş hayatında yaşadığı sorunlara değinen Kovancı birçok karar alma mekanizmasında kadınların sayısal olarak yer alsa da karar alma mekanizmalarında yeterince söz sahibi olmadıklarını belirterek bunun en önemli nedenlerinden birinin cam tavan engeli olduğunu söyledi.
"Maalesef kadınların iş hayatında yaşadığı en büyük sorun cam tavan engeli. Özellikle bazı alanlarda teknoloji, matematik gibi Steam alanlar gibi bazı alanlar var ki sadece erkek işiymiş gibi görünüyor. Siyasi bir lider düşünün. Biraz diktatör olacak, bazı yerlerde acımasız olacak, kararları çok duygusal olmayan bir taraftan verecek, kadınlar maalesef sahip olunan kalıp yargıları ve önyargılar nedeniyle bu tarz mesleklere uygun görülmüyorlar. Çoğu iş yerinde pek çok karar alma mekanizmasına maalesef kadınlar sadece kadın olduğu için dahil edilmiyor. Sayısal olarak kadınların fazla olması maalesef sadece bir vitrin etkisi olmaktan öteye gidemiyor. Üst düzey pozisyonlara çıkıldıkça, karar verici pozisyonlarda oldukça kadınların oranlarının çok dramatik bir şekilde düştüğünü görüyoruz
"Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dilde Başlar"
Kovancı, iş hayatında kadınların birçok sorunla karşı karşıya kaldığını belirterek şunları söyledi:
"İş yerlerinde maalesef kadınların maruz kaldığı psikolojik şiddet, taciz vakaları ve mobbing gibi birçok sorun var. Ancak temel meselelerden biri de kadınların bazı mesleklere uygun görülmemesi ya da bu mesleklerin kadınlara yakıştırılmamasıdır. Aslında bu durum çocukluktan itibaren oluşan kalıp yargılarla başlıyor. Erkek çocukların eline araba verilirken, kız çocuklarına bebekle oynamaları söyleniyor. 'Giydir, besle, yedir, içir; senin alanın burası' gibi mesajlar veriliyor. Bu kalıplar ilerleyen yıllarda hem meslek seçimlerini hem de iş hayatında karşılaşılan tutumları şekillendiriyor. Bu nedenle öğrencilerime de sık sık söylediğim gibi toplumsal cinsiyet eşitliği dilde başlar. Biz ne zaman 'bilim adamı' yerine 'bilim insanı' demeyi öğrenirsek, o zaman çocuklarımıza da farklı bir bakış açısı kazandırabiliriz. Hatta bence erkek çocuklarının da bu konuda daha eşitlikçi ve bilinçli yetiştirilmesi gerekiyor. Böylece nasıl davranmaları gerektiğini ve toplumsal eşitliğin önemini daha iyi öğrenebilirler

"Kadınların Kendilerini Gösterebilecekleri Alanlara Teşvik Edilmeleri Gerekiyor"
Kovancı, kız çocuklarını eğitime yönlendiren kampanyaların başarılarından ve bunların devamlılığının sağlanmasından önemine dikkat çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü;
"Bir dönem 'Haydi Kızlar Okula', 'Kardelenler' gibi kampanyalar yapıldı ve kız çocuklarının eğitimine önemli katkılar sağlandı. Eskiden özellikle tarımla geçinen ailelerde bir tercih yapılması gerektiğinde kız çocukları okuldan alınır, erkek çocukların eğitimine devam edilirdi. Bu kampanyalarla önemli ilerleme sağlandı ve kız öğrencilerin sayısı arttı. Ancak yükseköğretimde de kadınların desteklenmesi gerekiyor. Kadınlar genellikle hizmet sektörüne yönlendiriliyor. Artık farklı alanlara yönelmeleri ve özellikle gelişen teknolojiyle birlikte dijital okuryazarlık, yapay zekâ gibi alanlarda da kendilerine yer edinmeleri teşvik edilmelidir."
"Bir Kadının İsteyince Yapamayacağı Hiçbir Şey Yok"
Kadınların kendilerine güvenmeleri gerektiğini belirten Kovancı, ailelere de önemli görevler düştüğünün altını çizdiği konuşmasında şu ifadeleri kullandı;
"Kadınlar kendilerine güvensinler. İster İzmir'de büyüyün ister Mardin'de Türkiye'nin genelinde, sen kızsın sus otur yapamazsın, sen beceremezsin, sen onu sen onu halledemezsin hep bu tarz böyle dayatmalarla ve bize bunların aşılanmasıyla büyüdük. Buradan anne babalara da şunu söylemek lazım lütfen kızlarınızı teşvik edin. Onlara yaparsın, halledersin gibi cümleler kurun. Bir kadının isteyince bence yapamayacağı hiçbir şey yok. Tabii ki engeller çıkıyor karşımıza hep olacak hayatımızda ama en önemli nokta bence kendilerine güvenmeleri ve mücadeleyi hiçbir zaman bırakmamak"
Kaynak : PERRE