Fatih POLAT

Tarih: 17.04.2015 21:44

Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim; Sana Uymayan Ölçü Hayat Olsa Teperim!

Facebook Twitter Linked-in

Bu yıl ki kutlu doğum temasını diyanet 'Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı' olarak belirledi. Bu temayı benim için önemli kılan husus, şuan ülkemizde ve yaşadığımız şehirlerde Suriye’lilerin yoğun bir şekilde bulunmasıdır. Ve bu insanlar bu toprakların yabancısı olan insanlarda değildir. Daha düne kadar bu topraklarla Suriye toprakları arasında sınır denilen sinir bozucu çizgiler yoktu. Ama birileri kalktı geldi ve aramıza öyle çizgiler çekti ki, bu çizgiler çok kısa zamanda kalplerimize de sirayet etti. Ve kardeşlerimizin bugün bu topraklarda olmasına tahammül edemeyen, ülkelerinde ki savaş bitene kadar burada birlikte yaşamaya homurdanan insanlar meydana getirdi. Peki, bu homurdanmanın ve tahammülsüzlüğün gerek Din de ki, gerek de insanlık da ki yeri nedir, bunu bilen var mı? İşte bu yüzden bu tema çok önemli. Tabi iyi işlene bilirse.

Neden iyi işlene bilirse dedim: daha önce de kutlu doğumla alakalı yazı yazmıştım.  Orada, kutlu doğuma yüklenen yanlış anlamları sayarak Efendimize bunlarla ümmet olamayacağımızın altını çizmeye çalışmıştım. Oradan bir iktibas yapacak olursak: “Ya Rasulallah ! Yine kutlu doğumun vesilesiyle ümmetçe Seni hatırlamaya ve anmaya başladık. Salonları, stadları, meydanları doldurduk. Seni andıkça coştuk. Mevlidler okuttuk, kutlu doğum mesajları attık, güller, karanfiller, lokumlar dağıttık, insanlara pilav ikram ettik. Sayısını unutmamak için zikir matiklerle salavatlar çektik ve O pak Ruhuna hatimler indirdik, Fatihalar okuduk. Konferanslar, mitingler, programlar, geceler, sohbetler düzenledik. Senin adına kurbanlar kestik. Kan verdik. Semazenleri döndürdük.  Sen anlatılırken bazen gözyaşı döktük, bazen heyecanlandık, bazen utandık, bazen de sevindik. Bunları yaparken de Sana yakın olmayı ve şefaatini arzuladık.”

Bunlar basit şeyler. Bunları yaptığımız zaman Peygamberimize karşı görevlerimizi yapmış sayılmayız. Zaten bu tür etkinliklerin çoğu Efendimizi tanıtmak, anlatmak ve anlamaktan daha ziyade, bu programları organize edenlerin kendilerini anlatmaya ve tanıtmaya çalıştıkları etkinliklere dönüşmüş durumda.

Eğer bizler ona karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek istiyorsak işe onu tanımayla başlamalıyız. Onu bize tanıtan kaynak ise Allah’ın kitabı Kur’an’ı Kerimdir. Kur’an ise bizlere O’nu şöyle tanıtıyor: “   Andolsun ki Resulullah sizin için Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir. Ahzap 21.

Biz her Peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Nisa 64.

 Ve sen yüce bir ahlaka sahipsin. Kalem 4.” Ve daha birçok ayeti kerime bizlere Peygamberimizi tanıtıyor. Tabi bu tanıtma öylesine malumat sahibi olalım diye yapılmış değil elbette. Örnek alalım, onun gibi yaşayalım, onun gibi davranalım ve ez cümle onun gibi olmaya çalışalım diye yapılmıştır.

Eğer bugün bizler onun ahlakıyla ahlaklanamıyorsak, birlikte yaşayamıyorsak, onu hayatımızın biricik önderi, örneği ve rehberi olarak görmüyorsak, değil senede bir hafta, senenin her günün de kutlu doğumlar yapsak yine ona layık bir ümmet olamayız.

Ne güzel söylemiş Necip Fazıl: “Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim; Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim!”

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —