5 yıldır devan eden Suriye Savaşı süresince 20 milyon nüfuslu ülkeden, 12 milyon kişi evlerini terketmek zorunda kaldı. Bunların 7 milyonu ülke içerisinde başka yerleşim yerlerine göç ederken, 4.5 milyon civarında Suriye vatandaşı ülkeyi terketmek zorunda kaldı. Bunun yarısından çoğu, yani 2.5 milyon kişisi Türkiye’de barınırken, 500 bini Avrupa’da yaşamayı tercih etti. 1.5 milyon kişisi de Katar, Ürdün gibi ülkelere sığındı.
İlk günden itibaren muhalefetin itirazlarına rağmen Hükümet, ülkemize gelen bütün mültecileri kabul etti. Bu alım sırasında hiçbir şekilde dil, din, ırk, mezhep ayrımı gözetmedi.“Zalimin hasmıyım amma, severim mazlumu” düsturuyla herkese kucak açtı.
Bu süre zarfında gerek IŞİD terör örgütü, gerek PKK-PYD terör örgütü, gerekse de ABD, Rusya, İran ve Rejim güçleri tarafından yüz binlerce sivil halk öldürüldü.
Ülkemize sığınan mültecilerin onbinlercesi Türkmenlerden, onbinlercesi Kürtlerden ve geriye kalan büyük bir çoğunluğu da Araplardan oluşuyor. Genel olarak tabloya baktığımızda Devlet, Devlet olmanın gereği olarak tüm mültecilere sahip çıktı.
HDP genel olarak Suriye’den göç eden Kürtlere sahip çıkmasa bile; Kobani, Afrin bölgesinden gelen Kürtlere sahip çıktı. MHP, BBP ve bu partilerin sivil toplum kuruluşları olan Alperen ve Ülkü Ocakları Bayırbucak Türkmenlerine sahip çıktı. Onlar için destek yürüyüşleri yaptı, yardım kampanyaları düzenledi.
Toplumun genel kesimi de İslam dininin en güzel birlik, beraberlik ve dayanışma örneği olan Ensar-Muhacir duygularıyla mültecileri Muhacir, kendilerini de Ensar görerek ülkemizde bulunan tüm Suriyelilere sahip çıktı.
Burada CHP’nin tutumu en çok dikkat çeken hususlardan bir tanesidir. Şöyle baktığımız zaman; CHP tarafından mağdur durumda bulunan Arap kökenli vatandaşlar için söylenilen bir şey, düzenlenen herhangi bir yardım faaliyeti yok. Yine aynı şekilde Kürt kökenli mülteciler için herhangi bir çaba ve sözel bir eylem yok. Hadi bunları geçtik. Peki, yıllarca bu ülkede Arap, Kürt demeden herkese “Ne mutlu Türküm Diyene” sloganı attıran CHP’nin en azından Bayırbucak Türkmenlerine sahip çıkması gerekmez miydi? Onlara kucak açması, yediğini paylaşması gerekmez miydi? Köylere, kamplara ve yardım tırlarına bomba yağdıran Rusya’ya zalim, Esed’e dikdatör demesi gerekmez miydi? CHP zihniyetini bu tutumdan alıkoyan nedir acaba? Hangi durumda yardım duyguları harekete geçecek? Ne zaman vicdanı sızlayacak?
Gerçi 1945 yılında 150 civarında Azeri soydaşını, öldürüleceğini bile bile Rusya'ya teslim eden iktidardaki parti de yine CHP değil miydi? Tarih tekerrür ediyor ve CHP vicdanlarda yine mahkûm oluyor.
Atatürkten geriye terör örgütlerine sahip çıkan, gezi eylemcilerinin alınlarından öpen, mezhepçi bir siyaset yürüterek dar kalıplara bürünen bir parti görmek çok acı.
(Önümüzdeki hafta 1947 yılında Rusya’ya teslim edilen Azeri vatandaşların konusu ele alınacak)