Seçimlerden sonra 17 Haziran tarihli köşe yazımda Seçmenin iradesinin namlunun ucunda olduğunu söyledim. Seçim sonucunda ortaya çıkan birçok sandıktaki tablo iddiamı destekledi. Çünkü yüz küsür sandıkta kullanılan oyların tamamı HDP’ye çıkmıştı. Böyle bir sonuca tesadüf demek sanırım saflık olur. Seçimden önce birçok köyün PKK’lılar tarafından tehdit edildiğini, HDP haricinde çıkacak hiçbir oyun kabul edilmeyeceğini söylediklerini yazmıştım. Bu nedenle, özellikle doğu bölgelerimizde bulunan köylerdeki vatandaşların şehir merkezlerine taşınarak oy kullandırılması gerektiğini söyledim. Nitekim Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu da seçimlerden sonra basına yaptığı bir açıklamada 'vatandaşların şehir merkezlerine taşınarak oy kullandırılabileceğini' söyledi.
Tabi bu şekilde seçmeni tehdit etme durumları, çatışmaların yaşanmadığı, nisbeten bir güvenlik sorununun bulunmadığı, çözüm sürecinde olan durumlardı. Fakat bugün geldiğimiz noktada birçok yerde çatışmalar yaşanıyor ve vatandaşlar tehdit ediliyor. Sözde özyönetim adı altında isyanlar çıkarılıyor ve vatandaş baskı altına alınmaya çalışılıyor. Şu anda ortada çok ciddi dezenformasyon durumları bulunmakta. PKK çözüm sürecinde, geçici hükümeti zor durumda bırakmak için cinayet işliyor, operasyon başlayınca da sözcülüğünü yaptıkları siyasi parti aracılığıyla da sanki suçlu hükümetmiş havası vermeye çalışılıyor ve bir kısım medya da bu yönde yayınlar yapıyor. Bu konuda çok uyanık olmamız gerekiyor. Olayların başını görmeden sonu hakkında fikir yürütmemeliyiz. Şu anda PKK’ya düzenlenen operasyonlar bir neden değil, bir sonuçtur.
Birçok yerde çatışmaların olduğu, yol kesme eylemlerinin yapıldığı bir ortamda tabii ki seçimin güvenliği tehlikeye düşmektedir. Fakat bu konuda en ciddi tedbirleri de almak hükümetin görevidir.
7 Haziran seçimlerinde belki de Ak Parti teşkilatlarında yaşanan bazı problemlerden dolayı ve özellikle doğuda tehditler nedeniyle bazı sandıklarda Ak Parti müşahitleri yoktu. Buna karşılık önceden yapılan organize ile birçok sandıkta birden fazla HDP müşahiti vardı. Bunun yanında “oy ve ötesi” adlı oluşumla da birçok sandık HDP tarafından kontrol altında tutuldu. Böylesine bir baskı altında, sağlıklı bir tablo ortaya çıkmadı. Bunun için teşkilat olarak geniş bir camiaya sahip olan Ak Parti bu seçim organize çalışmalıdır. Her sandığın müşahiti, bunun yanında yedeği mutlaka olmalıdır. Seçimde; o eski heyecan tekrar oluşturulmalıdır. Bu nedenle, teşkilatın bütün fertleri sahada olmalıdır. Adaylardan, aday adaylarına, İl Başkanından, Merkez İlçe Başkanına ve yönetim kurullarına; Belediye Başkanlarından, İl Genel meclis Üyelerine; Belediye Meclis Üyelerinden, Belde, mahalle, köy temsilcilerine kadar herkes sürece dahil edilmelidir. Bu anlamda art niyetli davrananlar, parti yönetimi tarafından tespit edilerek gerekli işlemler yapılmalıdır.
Özellikle bu seçimde köydeki vatandaşların şehir merkezlerine taşınarak oy kullandırılabileceği gibi kamera çekimi ile de güvenlik tedbiri alınabilir. Aslında bu anlamda alt yapı müsait. ÖSYM' nin yaptığı birçok sınav, dijital saatin içerisine yerleştirilen kamera ile kayıt altına alınmaktadır. Bu uygulama için materyal yeterli olmayabilir fakat; yapılacak takviye ile bu sorun halledilebilir. Bu sayede hem oy kullanılan salondan uygun olmayan davranışların önüne geçilecek, hem de oy sayım işlemleri ve bunların kayıtlara geçirilmesi işlemleri daha sağlıklı olarak yapılacaktır. Tabi burada seçmenin taşınması, kamera ile kayıt altına alınması gibi tedbirlerden sadece birisini tercih etme gibi bir yol izlenmemelidir. Bu yöntemler, farklı güvenlik tedbirleri ile de desteklenmelidir. Bu sayede birçok yanlışın önüne geçilecek ve seçmenin iradesi sandıklara yansıtılacaktır.


