2009 yılında Oslo görüşmeleri ile başlayan Çözüm Süreci, zaman zaman kesintiye uğrasa da 2013 yılında Abdullah Öcalan'ın silahlı grupların Türkiye dışına çıkması gerektiğini belirten mektubunun 21 Mart günü Nevruz Bayramı'nda okunması ile yeni bir boyut kazanmıştır.
Bu zaman zarfında Ak Parti güçlü bir irade ortaya koyarak sürecin arkasında durmuştur. O dönem Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan katıldığı bir programda 'Çözüm Süreci Baldıran zehrini içmekse, biz o baldıran zehrini içeriz, yeter ki bu ülkeye huzur gelsin' demiştir.
Bu zaman zarfında demokratik kazanımlar noktasında önemli aşamalar kaydedildi. Zaman zaman terör örgütü PKK tarafından yapılan provokasyonlara rağmen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizde kalkınmayı sağlayacak çok ciddi hamleler atıldı.
En başından beri siyasi parti olarak süreci başlatan ve sahiplenen parti Ak Parti iken HDP sürekli Ak Parti karşıtı bir tutum sergiledi. Yaşadığımız son genel seçimlerde de tamamen Ak Parti karşıtı bir bloğun içerisinde yer alarak siyasi çalışmalarını sürdürmüştür.
HDP siyasi açısından Çözüm Süreci için büyük bir fırsatken, siyasi aktörleri farklı hesapların peşine düşmüşlerdir. Son yapılan genel seçimlerde %13 gibi bir oy oranı alarak 80 Milletvekili çıkaran HDP; Çözüm Süreci ile ilgili güçlü bir irade ortaya koyması gerekirken, terör örgütü ile arasına mesafe koyamamıştır. Özellikle 7 Haziran genel seçimlerinden bu güne kadar PKK tarafından 281 terör olayı meydana gelmiştir.
Aradan geçen iki yılı aşkın bir süredir devam eden Çözüm Süreci ile birlikte silah bırakması gereken PKK terör örgütü, bu şartı yerine getirmediği gibi yeni eleman devşirmenin peşine düşmüştür.
Seçimlerden iki gün önce HDP'nin Diyarbakır Mitinginde 3 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırının IŞİD terör örgütü tarafından yapıldığı iddia edilmişti. Daha sonra yapılan araştırmalar sonucunda saldırganın 20 yaşındaki Orhan Gönder isimli bir kişi olduğu ve bu kişinin Adıyamanlı alevi kürt aileye mensup olduğu ortaya çıkmıştı. Birçok açıdan karanlık noktalar bulunan bu olayla ilgili geçtiğimiz günlerde olayda yer alan ve Diyarbakır'a bombayı kendisinin getirdiğini söyleyen bir kişi bombalama eyleminin PKK tarafından yapıldığını itiraf etmişti.
Bunun yanında son günlerde terör örgütü PKK'nın eylemlerine zemin hazırlayan, 20 Temmuz'da gerçekleşen ve 33 vatandaşımızın yaşamını kaybettiği Suruç Katliamının olay mahallinde bulunan bir kimlik neticesinde Abdurrahman Alagöz'ün düzenlediği, IŞİD militanı olduğu ve Adıyaman'lı olduğu söylenmişti. Ayrıca Orhan Gönder ve Abdurrahman Alagöz'ün arkadaş oldukları iddia edilmişti. Bunun yanında Abdurrahman Alagöz'e ait olan kimliğin olay yeri inceleme ekipleri tarafından değil, olaydan 13 saat sonra HDP'li yöneticiler tarafından bulunması, zaten şaibeli olan bu Katliamı daha da şüpheli hale getirmiştir.
Seçimden sonra Ak Parti'nin oylarının düşmesi ile birlikte üst akıl tarafından kullanılan PKK terör örgütü, farklı amaçların peşine düşmüştür.
Bugün itibariyle farklı güçlerin egemenliğine giren PKK'nın silah bırakma gibi bir neticeye ulaşması mümkün görünmemektedir. PKK kamplarına yapılan hava saldırıları, Çözüm Sürecinde atılan demokratik adımları engellemeyecektir. Bu nedenle; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde her türlü yatırım devam etmeli, Batıda yaşayan vatandaşlarımıza tanınan her türlü yaşam standardının Doğudaki vatandaşlarımızın da elde etmesi sağlanmalıdır. Ancak bu şekilde terör örgütleri bertaraf edilebilir.


