Akçal, açıklamasında, "Adıyaman'ın vilayet oluşu, tek başına bir siyasi rövanş öyküsü değil; ihmal, adaletsiz kalkınma ve yarım bırakılmış sözler zincirinin başlangıcıdır. Yetmiş bir yıl sonra hâlâ aynı soruları sormak zorunda kalıyorsak, bu kentin hakkı tam anlamıyla teslim edilmemiş demektir." dedi.
Tarihsel Arka Plan: Hısnımansur'dan Adıyaman'a
Adıyaman'ın yerleşim tarihinin Neolitik Çağ'a uzandığını hatırlatan Akçal, kentin tarih boyunca Hititler, Kommagene Krallığı, Bizans, Abbasi, Selçuklu ve Dulkadiroğulları gibi farklı uygarlık ve siyasi otoritelerin hâkimiyeti altında kaldığını ifade etti.
Akçal, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerindeki idari konuma ilişkin olarak şunları söyledi:
"Osmanlı döneminde Adıyaman, önce Maraş'a, daha sonra farklı idari düzenlemelerle Diyarbakır ve Malatya'ya bağlanmış; sancak ve kaza statüleri arasında gidip gelmiştir. Cumhuriyet döneminde ilçenin adı Hısnımansur iken, 1928'de Adıyaman olarak değiştirilmiş, ancak Malatya'ya bağlı bir ilçe olarak kalmıştır. Vilayet olma tartışmaları ise Demokrat Parti iktidarının ilk yıllarına, özellikle de 1954 seçimleri öncesine ve sonrasına uzanır."

Demokrat Parti'nin Yükselişi ve Siyasi İklim
Türkiye'nin 1940'lı yıllarda tek partili yapıdan çok partili hayata geçtiğini hatırlatan Akçal, Demokrat Parti'nin kuruluşu ve iktidara geliş sürecini de il oluş bağlamında değerlendirdi:
"Cumhuriyet Halk Partisi, 1923'ten 1950'ye kadar ülkeyi tek parti iktidarıyla yönetti. İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesi, içeride savaş yıllarının ağır ekonomik koşulları, dışarıda Sovyet baskısı ve Batı ile ilişkiler, çok partili sisteme geçişi kaçınılmaz hâle getirdi. Bu iklimde CHP içinden ayrılan bir kadro Demokrat Parti'yi kurdu. 1946 seçimlerinde sınırlı sayıda milletvekili çıkaran DP, 14 Mayıs 1950'de CHP'nin 27 yıllık iktidarına son vererek iktidara geldi; 1954 Genel Seçimi'nde ise oylarını daha da artırarak gücünün zirvesine ulaştı."
Akçal, bu dönemde muhalefete oy veren illere yönelik idari tasarrufların eleştiri konusu olduğunu belirterek, "Tam da bu güç döneminde Kırşehir ve Malatya örnekleri üzerinden 'siyasi cezalandırma' tartışmaları ortaya çıktı." ifadelerini kullandı.
Kırşehir Örneği ve Siyasi Cezalandırma Tartışması
Demokrat Parti döneminde en çok tartışılan uygulamalardan birinin Kırşehir kararı olduğunu hatırlatan Akçal, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Millet Partisi lideri Osman Bölükbaşı'nı Meclis'e gönderen Kırşehir'in il statüsünün kaldırılarak ilçe yapılması, o dönemde de bugün de muhalefete oy veren bir ilin siyasi tercihi nedeniyle cezalandırılması olarak görülmüştür. Başbakan Adnan Menderes'in Kırşehir'e dair sözleri, seçim sonucuyla 'anormallik' ilişkisi kurması, bu eleştirileri güçlendirmiştir. Bu nedenle ilerleyen süreçte Malatya'dan Adıyaman'ın ayrılması da uzun yıllar boyunca aynı tartışmanın konusu yapılmıştır."
Akçal, Adıyaman'ın vilayet yapılmasının, Kırşehir örneğiyle aynı torbaya konulmasının bugün hâlâ tartışıldığını, ancak tabloya daha geniş bir pencereden bakmak gerektiğini vurguladı.

Malatya, CHP ve Adıyaman Dosyası
Adıyaman'ın 19. yüzyıldan itibaren Malatya ile güçlü idari bağlara sahip olduğunu belirten Akçal, İsmet İnönü'nün memleketi olan Malatya'nın 1954 seçimlerinde CHP'ye yüksek oranda destek verdiğini hatırlattı:
"Demokrat Parti'nin ülke genelinde ezici çoğunlukla iktidarını sürdürdüğü, CHP'nin ise ağır oy kaybı yaşadığı bir dönemde Malatya, CHP'nin güçlü olduğu illerden biri olarak öne çıkıyordu. Kırşehir örneğinin ardından 'Malatya da mı cezalandırılacak?' sorusu sorulmaya başlandı. Ancak Malatya; tarihi, ekonomisi, coğrafyası ve nüfus ağırlığı itibarıyla ilçe yapılmayacak kadar büyük ve önemli bir merkezdi. Bu nedenle Malatya'nın ilçe yapılması değil, Malatya'dan bir bölgenin ayrılması ve yeni bir vilayet oluşturulması formülü gündeme geldi. Bu yeni vilayet, yıllardır ihmal edildiğini düşünen Adıyaman oldu."
Adıyaman'da Vilayet Olma Talebi: Yerel Basın ve Heyetler
Akçal, Adıyaman'ın vilayet olmasının yalnızca Ankara'nın yukarıdan aldığı bir karar olmadığını, kentte yıllar önce başlamış bir "vilayet talebi" olduğunu vurguladı:
"Adıyaman'ın vilayet olması, sadece iktidarın bir siyasi manevrası olarak görülürse eksik kalır. 1950'lerin başından itibaren yerel basında Adıyaman'ın vilayet yapılmasına dair güçlü bir talep yükselmiştir. Bölgedeki petrol, maden ve tarım potansiyelinin değerlendirilmesi, ulaşımın iyileştirilmesi, kamu hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, yoksulluk ve geri kalmışlık algısının kırılması gibi gerekçelerle Adıyaman'ın vilayet olmasının, kalkınmanın anahtarı olacağı düşünülmüştür. Üstelik bu talep sadece Demokrat Parti çevrelerinden değil, CHP'ye yakın gazetelerden ve siyasetçilerden de gelmiştir."
Akçal, bu süreçte Ankara'ya giden heyetlerin yapısına da dikkat çekti:
"Adıyaman'dan Ankara'ya birden fazla heyet gitmiş, bu heyetler Başbakan Adnan Menderes, TBMM Başkanı Refik Koraltan ve diğer yetkililerle görüşmüştür. Önemli olan nokta şu ki; bu heyetler yalnızca DP'lilerden oluşmamış, içinde CHP'liler de yer almıştır. Yani vilayet talebi, iktidar-muhalefet ayrımı gözetmeden, partiler üstü bir 'ortak yerel hedef' olarak şekillenmiştir."

Meclis'te Adıyaman: İktidar ve Muhalefetin Ortak Tavrı
Adıyaman'ın vilayet olmasına dair kanun tasarısının 28 Mayıs 1954'te Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine geldiğini hatırlatan Akçal, Meclis'teki görüşmelere şöyle değindi:
"İçişleri Bakanı Namık Gedik, tasarıyı savunurken; Malatya merkezine uzaklığı, özellikle kış aylarında Adıyaman, Kâhta, Gerger ve Besni ile Malatya arasındaki ulaşım zorluklarını, kamu hizmetlerine erişim problemlerini ve bölgenin ekonomik gelişme potansiyelini gerekçe olarak göstermiştir. Adıyaman'ın vilayet yapılmasını vatandaşın devlete erişimini kolaylaştıran ve ekonomik kalkınmayı hedefleyen zaruri bir idari düzenleme olarak tanımlamıştır."
Akçal, CHP'li milletvekillerinin tavrının da dikkat çekici olduğunu ifade etti:
"CHP Malatya Milletvekilleri Nüvit Yetkin ve Hilmi Özbay, Meclis'te yaptıkları konuşmalarda Adıyaman'ın vilayet olmasına açık destek vermişlerdir. Adıyaman'ın pamuk üretimi, mevcut altyapısı ve gelişme potansiyeli vurgulanmış, bu adımın Türkiye'nin genel menfaatine uygun olduğu belirtilmiştir. Tartışmalar daha çok Besni'nin hangi vilayete bağlanacağı üzerine yoğunlaşmış, Adıyaman'ın vilayet olması ilkesine yönelik kayda değer bir itiraz gelmemiştir. İsmet İnönü bu oturumda söz almamış olsa da gerek yerel CHP teşkilatının gerek milletvekillerinin tutumu, Adıyaman'ın vilayet olmasına karşı çıkmayan, hatta bunu olumlu gören bir çizgiye işaret etmektedir."
1 Aralık 1954: Adıyaman'ın Vilayet Oluşu ve Büyük Sevinç
Kanunun kabul edilmesiyle Adıyaman'ın, merkez ilçe ile birlikte Gerger, Kâhta, Besni ve Çelikhan kazalarını, 17 nahiyeyi ve 300'ü aşkın köyü kapsayacak şekilde vilayet olarak yeniden düzenlendiğini aktaran Akçal, 1 Aralık 1954'teki törene de değindi:
"1 Aralık 1954'te TBMM Başkanı Refik Koraltan, İçişleri Bakanı Namık Gedik, milletvekilleri, devlet görevlileri ve çevre illerden gelen on binlerce kişinin katıldığı törenle Adıyaman resmen vilayet olmuştur. Dönemin yerel gazeteleri, şehre gelen yaklaşık kırk bin kişilik kalabalığı, yaşanan coşkuyu ayrıntılarıyla yazmıştır. Yerel basındaki yazılarda Adıyaman'ın vilayet olması, 'yıllardır süren ihmalin sona ereceği', 'işsiz ve monoton hayatın değişeceği', 'yolsuz Adıyaman'ın yola, dertli Adıyaman'ın şifaya kavuşacağı' bir dönüm noktası olarak tanımlanmıştır."

Cezalandırma Tezi ve Belgelerin Anlattığı
Akçal, Demokrat Parti dönemine eleştirel yaklaşan bazı çalışmalarda, Malatya'dan Adıyaman'ın ayrılmasının "CHP'ye oy veren Malatya'yı cezalandırma" hamlesi olarak yorumlandığını hatırlatarak, buna dair şu değerlendirmeyi yaptı:
"Evet, Kırşehir örneği ortadadır ve Demokrat Parti'nin siyasi tercihlere göre idari tasarruflarda bulunduğu inkâr edilemez. Ancak Adıyaman'ın vilayet olmasını sadece 'Malatya cezalandırıldı, Adıyaman da bunun için kuruldu' cümlesine indirgemek hem yerel basının hem Adıyamanlıların, hem de Meclis tutanaklarının tanıklığını eksik okumaktır. 1953'ten itibaren yerel gazetelerde vilayet talebinin yükselişini hem DP'li hem CHP'li heyetlerin Ankara'ya gidip görüşmeler yapmasını, CHP'li milletvekillerin Meclis'te tasarıya destek vermesini, Adıyaman CHP örgütünün vilayet kararı sonrası iktidara teşekkür telgrafı çekmesini görmezden gelirseniz, tek boyutlu bir tablo çıkar. Oysa gerçek daha karmaşıktır."
Akçal, bu nedenle Adıyaman'ın vilayet oluşunu, hem idari-ekonomik zorunlulukların hem de dönemin siyasi ikliminin iç içe geçtiği "karma bir süreç" olarak değerlendirdiğini söyledi.
Bugün Adıyaman: Borç, İşsizlik, Göç ve Deprem Yükü
Açıklamasında, Adıyaman'ın bugün karşı karşıya olduğu sorunlara da geniş yer veren Akçal, ilin 71 yıl sonra hâlâ kalkınma liginde alt sıralarda yer aldığını belirtti:
"Bugün 71 yıllık bir il olan Adıyaman, ne yazık ki hâlâ Türkiye'nin en geri kalmış illeri arasında anılmaktadır. Kredi kartı borcu artışında Türkiye birinciliğine çıkmış, icra dosyaları katlanmış, genç işsizlik had safhaya ulaşmış, deprem yaraları ise tam anlamıyla sarılamamıştır. Yıllarca vilayet olmanın, ihmalin sona ermesi anlamına geleceği söylendi; ama aradan geçen on yıllara rağmen Adıyaman borçla, işsizlikle, göçle ve yoksullukla anılan bir şehir hâline geldi."
Akçal, özellikle 6 Şubat depremleri sonrasında kentin daha da ağır bir tabloyla karşı karşıya kaldığını vurguladı:
"Asrın felaketi olarak tanımlanan 6 Şubat depremleri, Adıyaman'da sadece binaları değil, hayatları da yıktı. Bugün hâlâ konteynerlerde yaşam mücadelesi veren aileler var. Yüksek kiralar, artan gıda fiyatları, işsizlik ve borç yükü, Adıyamanlıyı adeta nefessiz bırakıyor. Gençler iş bulamadığı için göç ediyor, boşanma davaları artıyor, sosyal çözülme derinleşiyor. Yani 1954'te vilayet olduğumuz gün kurulan 'refaha kavuşma' hayali, bugün borç ve kaygı gerçeğiyle yer değiştirmiş durumda."
Yetmiş Bir Yıl Sonra Hesaplaşma Değil, Hesap Verme Zamanı
Akçal, Adıyaman'ın il oluşunun 71. yılını yalnızca nostaljik bir tören konusu olarak değil, ciddi bir muhasebe fırsatı olarak görmek gerektiğini belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Adıyaman'ın vilayet oluşu tek başına bir siyasi hesaplaşma hikâyesi değildir; ama bu kent, yetmiş bir yıldır siyaset üstü vaatlerin, eksik bırakılmış yatırımların, ertelenen projelerin yükünü taşımaktadır. Bugün artık tartışmayı sadece 'Menderes İnönü'ye kızdı mı, Malatya cezalandırıldı mı?' sorusuna sıkıştırmak yerine, 'Adıyaman neden hâlâ bu durumda, kim ne yaptı, kim neyi yapmadı?' sorusuna odaklanmak zorundayız."
"Adıyaman'ın hikâyesi, uzun soluklu bir kalkınma ve adalet arayışının hikâyesidir. Bu şehrin kaderi ihmalle, borçla, işsizlikle yazılmak zorunda değildir. Yetmiş bir yıl önce vilayet yapan irade, bugün Adıyaman'ın hakkını teslim edecek cesareti de göstermek zorundadır. Adıyaman, artık görmezden gelinen değil, emeği, tarihi, acısı ve umudu ile hak ettiği değeri alan bir şehir olmak istiyor."
Kaynak : PERRE