6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla Adıyaman Saat Kulesi önünde Adalet Peşinde Aileleri Platformu tarafından basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamayı platform adına Adıyaman Temsilcisi Celal Gezer okudu. Gezer, konuşmasına depremde hayatını kaybedenleri anarak başladı. "Sözlerime depremde kaybettiğimiz tüm canlarımızı özlemle, hayatımıza kattıkları onca kıymetli şey için minnetle anıyoruz. Onların bize bıraktığı onur, bizi ayakta tutan tek şeydir" ifadelerini kullandı.

Açıklamada 6 Şubat'ın Adıyaman için sıradan bir tarih olmadığına dikkat çeken Gezer, "6 Şubat bu şehir için sadece bir gün değildir. Çoğumuz için 6 Şubat'tan önce başka bir hayat, 6 Şubat'tan sonra başka bir hayat vardır" dedi.

Gezer, açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi:
"Sözlerime depremde kaybettiğimiz tüm canlarımızı özlemle, hayatımıza kattıkları onca kıymetli şey için minnetle anıyoruz. Onların bize bıraktığı ONUR, bizi ayakta tutan tek şeydir.
Bugün burada sadece bir anma yapmak için bulunmuyoruz. Unutturmamak için, affetmemek için, hesap sormak için bulunuyoruz.
Bu depremde Kimileri; annesini, kimileri babasını, kardeşlerini çocuklarını, eşini Kimileri de tüm ailesini kaybetti. Her biri bir can parçası, bir ana kuzusuydu... Bu acının tarifi mümkün değil. Ancak yaşayanların anlayabileceği bir şey bu...
6 Şubat
Bu tarih Adıyaman için sadece bir gün değildir.
Çoğumuz için 6 şubat ve öncesi başka bir hayat, 6 şubat ve sonra başka bir hayat gibi ...
Bu acılarımız bitmiyor bitmeyecek, sadece acıya alışıyoruz.
3 yıldır her gün aynı acıyla yatıyor ve aynı acıyla uyanıyoruz.
Sevdiklerimizi o can parçalarımızı ancak rüyamızda görebiliyoruz belki.

Eminim bir çoğunuza da olmuştur bu. Zaman zaman kaybettiklerimize benzer kişileri görüyoruz sokakta bir yerlerde ... içimizde çok kısa bir süren bir umut doğuyor "acaba bu yaşadıklarımız gerçek değil ve sevdiğimiz hala yaşıyor olabilir mi?" diye.
Koşmak sarılmak geliyor içinizden... Ama o kapkaranlık gerçek saniyenin 10'da biri bir zamanda tekrar yüzünüze çarpıyor. Bir yabancıyı sevdiğinize benzetmişsiniz o kadar.
O sabah, bu şehir yerle bir oldu. Ne yana baksak enkaz ne yana baksak insan çığlıkları, tonlarca betonun altında, soğukta, karda, kurtarılmayı bekleyen binlerce can...
Hangi enkaza gitseniz diğerine neden gitmediğinizin vicdan azabını çekiyorsunuz. Enkazın başına gittiğinizde de tonlarca betona karşı acizliğinizi, çaresizliğinizi görüyorsunuz.
Evet ölüm da yaşama dahil bu kabul...
Ancak; neden bu sebeplerle, neden bu kadar erken. Her birimiz bu dünyada kendi meşrebimizle yaşayıp gidecektik o kadar. Biz bu kadar acıyı yaşamak zorunda mıydık peki? Kesinlikle hayır... Kesinlikle... Deprem bir doğa olayıdır. Bu ülkede ilk defa olmadı, 6 şubat da son olmayacak. Geriye dönüp baktığımızda Erzincan'da 1939'da ve 1992'de iki büyük deprem oluyor 33 bin insan hayatını kaybetti.
1999 Gölcük depreminde 17 binden fazla insan hayatını kaybetti. 2011 Van depremlerinde yüzlerce insan hayatını kaybetti. 6 şubat depreminde resmi rakamlara göre 53 binden fazla insan hayatını kaybetti. Ve Türkiye'nin bir yerinde tekrar olacak, depremin sadece zamanını kesin olarak bilmiyoruz.
Yoksa uzmanlar nerede deprem olacağını ve yaklaşık ne kadar büyüklükte olacağını yıllardır tespit etmiş, ilgili kurumlara bildirmiş.
Ama bu konuda kayıplarımızı engelleyecek önlem almamışlar. Yıllardır tespit edilmiş Maraşta bir deprem olacağı yıllardır.

Aslında bu bir tercih meleselesidir, neyi öncellediğinizle ilgilidir. Karar alıcıların bir canlının, bir insanın yaşamını mı yoksa ölümü, rantı mı tercih ettiğiyle ilgilidir. Peki biz neden yaşadık bu kadar acıyı; o can parçalarımızı o soğuk toprağa neden verdik. Ya da şöyle sorayım ciğer parelerimizi bu rantçılar bizden neden aldılar.Banka hesaplarında daha fazla paraları olsun diye bu kadar basit bu kadar. sadece daha fazla paraları olsun diye.
Bunun için ne yaptılar; demirden çaldılar, betondan çaldılar, işçilikten çaldılar, ruhsat vermek için rüşvet aldılar, kontrol etmedikleri binalara sağlamlık, sahte zemin etüt raporları düzenlediler, projelere uygunsuz yapı inşa ettiler, işyerlerinin alanını genişletmek için kolon kestiler, imar barışı diye lanet bir şey çıkardılar, hem de 8 defa... Bunları yapmasalardı, dünyanın gelişmiş ülkelerinde de deprem oluyor ama oralarda insanlar bu kadar ölmüyor.
Hem de Türkiyedeki depremlerin büyüklük olarak binlerce katı büyüklüğünde depremler oluyor. Ama gelişmiş ülkelerde insanlar bina başımıza yıkılacak diye korkmuyor.
Çünkü binalardan çalmamışlar. Bilimle, teknikle ve en önemlisi ahlakla yapmışlar binaları; rüşvetle, hırsızlıkla değil.
Oralarda bina diye mezarlık satmamışlar.
Tabi bizi öldürdüler depremde, yetti mi yetmedi.
Bu gün, yargılama aşamasında bir çok davada, deprem olduğunda insanların öleceğini bile bile binaları inşa edenler hala elini kolu sallaya sallaya dışarda geziyorlar. Bilir kişi raporları ile işledikleri suçlar apaçık ortada, verilen ceza 5 yıl 10 yıl. Bu kadarını bile yatmayacaklar zaten.
Yakın zamanda 19 Ocak İsias Oteli davasında 72 insan 72 can gitti, kamu görevlileri en fazla 10 yıl ceza aldı, herhangi bir tutuklama yok. Böyle olmaz sayın hemşehrilerim biz bu cezasızlık kültürüyle depremle baş edemeyiz. Depremde suçu olan Müteahhitler, Mühendisler, Belediye Başkanları, Belediye Fen işleri müdürleri, Çevre şehircilik çalışanları, kim varsa yargı önünde hesap vermeli.
İşte bu cezasızlık kültürünün oluşmaması için, Suçluların olası kastla yargılanması gerekir,

Nedir Olası kast?
Olası kast,
"Olabilir" demektir.
"Yıkılabilir" demektir.
"İnsanlar ölebilir" demektir.
Bunu bile bile devam etmektir.
Bunu yaptılar mı yaptılar bu yaşandı,
Binaların depremde yıkılacağını bile bile inşa ettiler,
Ruhsat verdiler, kolon kesitler...
Peki neden olası kastla yargılanmıyorlar...
Çünkü hala arkalarını kollayanlar var, hala bu kadar ölüm yetmedi yetmedi bunlara...
Adalet Peşinde Aileler Platformunu tam da bunun için kuruldu.
Güçlülerin adaleti değil, Adaletin gücü olsun diye mücadele ediyoruz.
Bu platform, depremde yakınlarını kaybeden ailelerin yalnız olmadığını göstermek, hukuki mücadelede ailelerin yanında durmak, psikolojik destek ve dayanışmayı büyütmek ve davaların üzerinin örtülmesine izin vermemek için vardır. Adaletin mutlaka yerini bulmasını, suçluların hak ettiği cezayı alması için mücadele veriyoruz.
Buradan Yine Türkiye'nin tüm iyi insanlarına sesleniyoruz, yüreği hukuktan, haktan, masumdan, adaletten yana olan o güzel insanlara sesleniyoruz, gelin aramıza katılın. Katılın ki yaşayacağımız depremlerde, yangınlarda, göçüklerde, sellerde o kıymetli sevdiklerimiz sağ salim kurtulsunlar..."
Kaynak : PERRE